HDP: Biz kendimizi en kötü senaryoya göre hazırladık, seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız
Haber
26 Ağustos 2021 - Perşembe 07:30
 
HDP: Biz kendimizi en kötü senaryoya göre hazırladık, seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız
HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, olası bir seçimde kendilerine yönelik gelişecek engellere karşı hazırlıklı olduklarını belirterek, “Kendimize bir yol açtık ve kimseyi alternatifsiz bırakmayacağız. Seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız” dedi.
Gündem Haberi
HDP: Biz kendimizi en kötü senaryoya göre hazırladık, seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız

FERSUDE - HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, olası bir seçimde kendilerine yönelik gelişecek engellere karşı hazırlıklı olduklarını belirterek, “Kendimize bir yol açtık ve kimseyi alternatifsiz bırakmayacağız. Seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız” dedi.

 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Oluç, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 
 
 
Oluç, 7 Haziran’da partilerine yönelik açılan kapatma davasının 7 Eylül’de yapılacak savunma için Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) ek süre talep ettiklerini hatırlattı. Hukuki verilerle suçlamaları çürüteceklerini vurgulayan ve Mezopotamya Ajansı'ndan Berna Kişin'in sorularını cevaplayan Oluç, AYM’den henüz cevap alamadıklarını ifade etti. 
 
 
‘Karmakarışık bir iddianame’
 
 
Usul ve yasa açısından ek sürenin verilmesi gerektiğini dile getiren Oluç, “Bizim ek süre istememizin sebebi, iddianamenin içeriğiyle ilgili. O kadar karmaşık bir iddianame ki. Siz sadece basına yansıyan 800 sayfayı görüyorsunuz. Ama ona ekler var, yaklaşık 20 klasör flaş diskle verilmiş olan ekler var. Ve bunlar karmakarışık bir şekilde verilmiş halde. Dolayısıyla bunların tasvip edilmesi, gerekli kişilere iletilmesi… Bunların hepsi çok ciddi bir çalışmayı gerektiriyor. Ve bu çalışmayı bizim değil Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yapması gerekiyor. Fakat o her şeyi doldurmuş ve göndermiş. Bundan dolayı iddianamenin kendi durumu açısından ciddi bir sorunu var. O açıdan da ek sürenin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama ne kadar verirler ne olur o AYM’nin takdiri, göreceğiz” dedi. 
 
 
‘Tarihi bir belge’
 
 
Ön savunmada siyasi değerlendirmelerden daha çok hukuki anlamda değerlendirmeler yaptıkları belirten Oluç, hukuki olarak iddianamenin neden kabul edilmemesi gerektiği konularında savunma hazırladıklarını kaydetti. Oluç, esas savunmada kendilerine ve partilerine yönelik iddialara karşı cevap vereceklerini belirterek, “Siyasi yasak istenen kişiler var. Bunlar sadece vekiller de değil. Siyasi yasak istenen herkes savunmalarını verecek. Türkiye’de hukuk olsa bu iddianamenin kabul edilmesi söz konusu olmazdı. Bu iddianame kabul edilse bile buna dayanarak parti kapatmak söz konusu olmazdı. Ama biz hukukla yetineceğimizi düşünüyoruz. Bizim bu iddianame için kapsamlı bir çalışmamız var. Üzerimize atılı her şeye cevap vereceğiz. Bu tarihe bir belgedir” diye konuştu. 
 
 
‘Seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız’
 
 
Oluç, kapatma davasının hukuki sürecini takip etmek için açtıkları hukuk bürosunun özel olarak çalışmalar yürüttüğünü de sözlerine ekleyen Oluç, “Akademisyenler ve uzman hukukçularla birlikte İstanbul’da toplantı gerçekleştirdik. Çok önemli ve verimli bir toplantı oldu. Akademisyen ve uzman hukukçuları danışma kurulu olarak görüyoruz. Savunma hazırlarken de görüşleri, çeşitli fikir ve öneriler alındı. Onlarla organik bir ilişkiyi de sürdürüyoruz. Savunmalarımızın son hali bittiğinde bir kere daha konuşacağız” diye belirtti. Siyasi alanı boş bırakmayacaklarını vurgulayan Oluç, “Biz kendimizi en kötü senaryoya göre hazırladık ve neler yapacağımıza dair yolumuzu çizdik. Bu konudaki tutumumuz çok net. Seçime gidiliyor, bizim seçime girmemizi engelleyecek en kötü ihtimali harekete geçirebilirler, kapatma davasını öne sürebilirler. Bunun farkındayız. Ama biz bunları aşacak bütün formülleri hazırda tutuyoruz. Demokratik siyaset alanını terk etmeyeceğiz. Seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız” diye ekledi.
 
 
HDP’liyiz her yerdeyiz çalışması
 
 
Temmuz ayından bu yana eş genel başkanlar öncülüğünde “HDP’liyiz her yerdeyiz” kampanyası kapsamında farklı illerinde halkla bir araya geldiklerini hatırlatan Oluç, şöyle devam etti: “Mahallelere, köylere gittik, esnaf ziyaretleri düzenledik. Yaygın çalışmalar oldu. İnsanların kafasında kapatma davasıyla ilgili çok soru olduğunun farkındaydık ve biz kamuoyuna bu durumu anlattık. Hem kapatma ve önümüzdeki dönemle ilgili neler olabilir onları konuştuk hem de onların önerilerini aldık. Bizi çok sevindiren bir tablo ortaya çıktı. Gittiğimiz her yerde müthiş bir sahiplenme olduğunu gördük. Bunu abartarak söylemiyorum, hem batı da hem de Kürt coğrafyasında müthiş bir sahiplenme vardı bize karşı” ifadelerini kulandı.
 
 
‘Demokratik siyasette ısrarcıyız’
 
 
“Halk olan biten her şeyin farkında ve ‘kesinlikle sizin yanınızdayız’ mesajını çok net olarak veriyor. Eleştirileri olanlar da oldu. Yaptığımız çalışmalar açısından çeşitli öneriler eleştiriler oldu” diyen Oluç, kamuoyunun kendilerine sahip çıktığını vurguladı. Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gittiğimiz her yerde herkes ‘parti ne derse onu yapacağız’ diyorlar. Bu konuda da herkesin kafası net. Biz onlara en kötü ihtimalle partinin kapatılacağını ve yaklaşık 500’e yakın kişiye siyaset yasağı getirileceğini söyledik. Ve demokratik siyasette kararlı olduğumuzu bu yolda devam edeceğimizi, kendimize bir yol açacağımızı ve kimseyi alternatifsiz bırakmayacağımızı belirttik. Herkes çok kararlı bir şekilde bizi bu konuda da destekledi.” 
 
 
‘Yüzde 13'ün üzerindeyiz’
 
 
2014 seçimlerinden bu yana seçmenlerin HDP’yi daha çok benimsediğini dile getiren Oluç, daha önce kapatma davaları açılan partilere yönelik bu kadar büyük bir sahiplenmenin olmadığını söyledi. Oluç, devamla “Seçmenin tepkisi diğer partinin kapatılmasında olan tepkilerden daha güçlü oldu. Bizim seçmenimiz çok büyük bir aidiyet hissediyor. Geçmişte de vardı bu aidiyet ama şimdi daha kalıcı ve daha güçlü oldu” dedi. Yaptıkları kamuoyu araştırmaları hakkında da bilgi paylaşan Oluç, şunları dile getirdi: “Bizim yaptırdığımız bazı kamuoyu araştırmalarında, seçimlere yönelik anket sonuçları da gayet iyi. İktidara yakın olan araştırma şirketleri manipülatif sonuçlar çıkartıyor. Ama onlarda bile kararsız oylar dağıtıldığında barajın üstüne çıkıyoruz. Bizim yaptırdığımız araştırmalarda da yüzde 13’lerin üzerinde görülen araştırmalar var. Özellikle Kürt coğrafyasında ve gençler arasında çok ciddi bir destek var. Bunların hepsi önemli şeyler. HDP diğer partilerden farklı olarak daha kalıcı ve sağlam bağlara sahip oldu, yüksek bir aidiyet duygusu geliştirdi. Bu nedenle kapatmaya dönük sonuçlar, kapatma davası açan zihniyet açısından daha ağır olacak.” 
 
 
Erken seçim
 
 
Olası bir seçim için yapılan anketlerde ise iktidarın yüzde 50+1’i tutturamadığına dikkati çeken Oluç, şunları söyledi: “Böyle bir durumda iktidarın erken seçime gitmesi kendi açısından intihar olacak. Dolayısıyla şu anda bir erken seçim beklemiyorum. Ama Türkiye’nin konektörü nereye doğru gelişir, neler olur onu tabii ki bilemeyiz. Öte yandan seçim yasasını bu haliyle koruyaraktan seçime gitmek istediklerinden de emin değilim. Seçim yasasında değişiklik yapılırsa zaten bir yıl sonrasında uygulamaya alınabiliyor. Bundan dolayı da erken seçim beklemiyorum. Ama 2022’de erken seçim olma ihtimali vardır. İlla 2023 haziranına kadar sürmez. Bu da erkendir denilebilir yoruma göre. Ama bundan önce apar topar bir seçim beklemiyorum” diye konuştu.
 
 
HDP deklarasyona hazırlanıyor
 
 
Eylül ayında parti olarak bir deklarasyon açıklayacağını kaydeden Oluç, şunları dedi: “Saha çalışmalarımızı büyük ölçüde tamamladık. Hem karma hem de kadın meclisi olarak iki ayrı saha çalışması yaptık. Kadın Meclisi’nin saha çalışması çok başarılı geçti. Bütün bu çalışmalar bu ayın sonuna doğru tamamlanmış olacak. Bu hafta il eşbaşkanları toplantımızı yapıyoruz, onun arkasından parti meclisi toplantımızı gerçekleştireceğiz. Sonra milletvekili grubumuzu toplayacağız. Eylül’ün ikinci yarısından sonra deklarasyon yayınlayacağız. Deklarasyonun temel anlayışı şu olacak: ‘Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacak kişilerden beklentiler nedir? Yerel demokrasi için parlamenter seçimlerde hangi konularda hangi adımlar atılması gerekir?’ Bütün bunları anlatan herkese açık bir deklarasyon hazırlayacağız.” 
 
 
‘Değişim ve dönüşüme ihtiyaç var’
 
 
Türkiye’nin ihtiyacı olan bazı değişim ve dönüşüm konuları olduğunu dile getiren Oluç, devamla şunları ifade etti: “Herkes bizim bu konuya nasıl baktığımızı bilmeli. Yargı alanında neler yapılmalı? Yerel yönetim alanlarında neler yapılmalı? İdari sistemde neler yapılmalı?  Bu bütün Türkiye için tartışılır. Bunun içinde bizim kendi sorunlarımıza dair konular da var. Yani yargı alanını tartışırken konuşulacak şeyler bizi de kapsayacak. Bizim ‘siyasi rehine’ diye tarif ettiklerimizin yaşadığı sorun Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukla ilgili. Dolayısıyla bu hukuksuzluğu ortadan kaldıran adımlar atılırsa geçiş sürecinde bunun doğrudan doğruya bize de faydası olur.” 
 
 
‘Kaos planı hazırlanıyor’
 
 
Son dönemde artan ırkçı saldırıları da anımsatan Oluç, çok ciddi bir dönemden geçildiğini dile getirdi. Oluç, demokratik yerel değişim ve dönüşümün hangi alanlarda nasıl yapılması gerektiği ihtiyacının da bu oranda arttığını belirterek, şunları söyledi: “Diğer siyasi partilerin de bu konuda görüşlerini dinlemek ve görmek bizim açımızdan önemli. Seçmen için de önemli bizim için de önemli.” Oluç, Türkiye’de bir kaos planı hazırlandığını vurgulayarak, “Özellikle İzmir İl binamızda Deniz Poyraz’ın katledilmesi, Konya’da art arda yaşanan ırkçı saldırılar… Biz bütün bunlardan, kimin olduğunu bilmediğimiz ama iktidarın ve devletin içinde odaklanmış olduğunu tahmin ettiğimiz bir yerlerde bir kaos planının oluşturulduğunu biliyoruz. Buna yönelik ufak denemeler olduğunu düşünüyoruz. Bunlar hafife alınmamalı. Kapatma davası da bununla konjonktürel bir şey” dedi.
 
 
Afganistan
 
 
İktidarın dış politikalar konusunda büyük ‘fiyaskolar’ ile karşı karşıya kaldığını ifade eden Oluç , konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “İktidarın dış politikada attığı adımların neredeyse hepsi yanlış. Bu Suriye, Doğu Akdeniz, Ege, bütün Avrupa ilişkileri için de böyle. Afganistan’da bu yanlışların sonuncusu.  Daha Taliban Afganistan’ı ele geçirmeden önce İktidarın Kabil Havalimanı ile ilgili söyledikleri çok yanlıştı. Zaten NATO’nun orada bulunması ayrı mesele, çekilirken de Türkiye’nin ‘ben burada kalırım’ demesi çok ciddi bir yanlıştı. Zaten onun bir karşılığının olmadığı görüldü. Şimdi İktidar bir başka yanlış yapıyor ve Taliban’la kuracağı ilişki sonucunda Afganistan ile ilgili bir söz sahibi olabileceğini var sayıyor. Bu fikirleri kim üretiyor hakikaten merak ediyoruz. Bu hem tarihsel olarak hem de güncel politika olarak baktığımızda karşılığı olmayan bir şey.
 
 
Yanlış politikalar uygulanıyor
 
 
İktidarın attığı adımlar bizi şaşırtmıyor. Çünkü Suriye’de kurmuş olduğu, El-Nusra ile kurmuş olduğu, IŞID’le kurmuş olduğu ilişkilere bakalım, hepsinde aynı izi görüyoruz. HTŞ’ye de terör örgütü diyor tüm dünya, HTŞ ile Türkiye’nin kurduğu ilişkiler ise çok açık ortada görülüyor. Dolayısıyla iktidarın bu konudaki yanlışları devam ediyor. Suriye’de yaşayan bütün halkları kapsayan bir demokratik sisteme ve rejime ihtiyaç vardı. Dolayısıyla orada yaşayan Kürt, Arap, Türkmen halkı için de bu geçerliydi. Türkiye’deki iktidar ise Suriye’de Kürt halkının herhangi bir statü ve hak kazanmaması için elinden geleni yapıyor. Demografik değişimin ortaya çıkması için, vekalet savaşı sürdürmek için elinden geleni yapıyor. Bu yanlış politika. Bunun yanlış politika olduğu her gün bir kez daha ortaya çıkıyor. Umarız bu yanlış politikaları daha fazla devam ettirmezler. Çünkü bu yanlış politikaların Türkiye’de yaşayan bütün halklara bütün toplumlara çok ağır faturaları oluyor.
 
 
Muhalefetin tutumu
 
 
Muhalefetin de şuna dikkat etmesi gerekiyor, bir takım evrensel hak özgürlükler var ve evrensel hukuk var. Taliban bunların hepsini çiğneyen ve bunları yok sayan anlayışa sahip. Dolayısıyla bu konuda durulması gereken doğru yer bu evrensel hak ve özgürlükler ve evrensel hukuk ilkeleridir. Muhalefet bu tutumundan vazgeçmezse doğru bir şey yapmış olur. Ama bu yalnızca Taliban için değil Türkiye’deki sorunlar içinde geçerlidir. Muhalefetin bir kısmı eğer çifte standart uygulamak istemiyorsa bu konuda da yeni bir fikre sahip olması gerekiyor. Çünkü muhalefetin bir kısmı evrensel hak ve özgürlüklerin Türkiye’de Kürtlere ve HDP’ye yönelik olarak aslında işlememesi gerektiğini düşünüyor. O da başka bir yanlış. Umarız herkes dersini çıkartır ve bu özgürlüklerin evrensel olduğunu bilerek davranır.”
Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı