KÜLTÜR-SANAT

Grup Yorum davası'nda 1 tahliye

Üyeleri ölüm orucunda olan Grup Yorum'un yargılandığı dava İstanbul Adliyesi'nde başladı. Dava öncesi Grup Yorum'la dayanışmak için gelenler ve Grup Yorum üyeleri tarafından adliye önünde bir açıklama yapıldı.

Grup Yorum davası'nda 1 tahliye
792 Toplam Gösterim

FERSUDE - Bengisu Kömürcü

Konserleri yasaklanan, bir çok üyesi tutuklu bulunan Grup Yorum'un yargılandığı davanın duruşması bugün İstanbul Adliyesi 37. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Dava öncesi grup üyeleri ve dinleyecileri bir açıklama yaptı. 26. Ağır Ceza'da görülen duruşmada mahkeme sadece Barış Yüksel'i adli kontrol ile tahliye ederek, İbrahim Gökçek dahil diğer tüm tutukluların tutukluluğuna devam kararı ile duruşmayı Silivri'de görülmek üzere 26-27 Mart 2020 tarihine erteledi

Üyeleri ölüm orucunda olan Grup Yorum'un yargılandığı davanın bugün görülecek duruşması öncesi İstanbul adliyesi önünde bir araya gelen grup üyeleri ve Grup Yorum dinleyicileri davaya iklişkin bir açıklama yaptı. 

Açıklamayı okuyan Grup Yorum üyesi, şunları söyledi; "Türkülerini daha özgürce söylemek için direniyorlar. 10 defa çalışma yürüttüğümüz kültür merkezi basıldı, enstürmanlarımız kırıldı, arkadaşlarımız vur emri ile arandı, konserlerimiz yasaklanır hale geldi, hakkımızda birden fazla dosya açıldı. Bugünün Türkiyesinde misyonumuzu biliyoruz. Bizler halk için sanat anlayışımızla onurlu bir namusun simgesiyiz. Kavganın tam ortasında olmaktan geri durmuyoruz. Göstermelik delillerle ibrahim, helin tutsak edildi. "

Grup açıklama sonrası, davayı izlemek için İstanbul Adliyesine girdi. Açıklamaya, Grup Yorum üyelerinin yanı sıra, Pınar aydınlar, Grup Munzur, Temel Demirer, Orhan Aydın ve HDP milletvekilleri Musa Piroğlu ve Züleyha Gülüm'de destek verdi. 

Mahkeme kimlik tespiti ile başladı. Kimlik tespitinin arından Avukat Yaprak Türkmen ve Sinan Zincir mahkeme heyetini tarafsız olmadığı için Akın Gürlek başta olmak üzere mahkeme heyetini reddetti. Mahkeme heyetin reddi talebini geri çevirdi.

Mahkeme heyetini talebi geri çevirdikten sonra savunmalara geçti.


İbrahim Gökçek rahatsız olduğu için heyet sandalyede savunma yapmasına izin verdi. Gökçek’e hakları hatırlatıldı.


Gökçek savunmayı şimdi yapmayacağını belirterek söze başladı, “Öncelikle 242 gündür ölüm orucundayım adalet istiyorum, halk sanatçısı olarak yaşamak istiyorum. Bize dava dosyası Salı günü geldi, 1000 sayfa incelemek mümkün değil. Savunmamız istediğimiz gibi hazırlamadık. Asıl savunma için süre istiyorum ancak buraya kadar geldim. Bir kez daha bu salona tekrar gelebilir miyim bu mahkemeyi izlemeye gelen dostlarım tekrar beni görebilir mi bunu bilemiyorum. Ölebilirim, sakat kalabilirim, hafızamı kaybedebilirim. O yüzden, bazı şeyler söylemek istiyorum sizden de bir rica ediyorum sesim sağlığım buna el veriyor dura dura konuşmak zorundayım sonuna kadar dinlemenizi istiyorum. Bu sürece nasıl geldik, biz nasıl büyük bir suç işledik bunlara değinmek istiyorum. Öncelikle herkese buraya kadar geldikleri için teşekkür ediyorum. Hesabı sorulacak çok şey var, ama ben bunları diyecek durumda değilim. 242 gündür adalet için bekliyorum. 15 yıllık yorum emekçisiyim. Pir sultanlar nasıl sanat yaptılarsa aynısını yapmaya çalıştım. Saray soytarısı olmadım. Besteler yaptım, bas gitar çalıyorum. 60tan fazla şehire ilçelere gittim Avrupa ülkelerine gittim yüzbinlerce insana konser verdim. 15 Temmuz 2016’da ben ve grubum Hatay Samandağ’da konser veriyorduk. Pankartlar inecek bu şarkıları söylemeyeceksiniz diyen polisler bir anda ortadan çekildiler, kayboldular. Ancak 2017 yılında grup yoruma büyük bir linç başladı. FETÖ’nün darbesini fırsat bilen akp iktidarı kalktı tüm muhalefete ve bize saldırmaya başladı. Şahsıma ait olan idil kültür merkezi 12 defa basıldı. Enstrüman parçalanır mı piyona tuşları parçalandı, gitarlarımız tek tek parçalandı. Kafa derisi yüzer gibi Bergül Varan’ı kel bıraktılar. Bu nasıl bir düşmanlık. Tüm bunları biz türkülere devam ettik diye yaşadık. Bu davanın özü Ceyhun Bay’ların Berk Ercan’ların söyledikleri değil. Onlar figür. Biri ağır silahlarla yakalanmış biri çeteci kendini kurtarmak için insanlara iftara attılar. Emin olun bu süreç geçtiğinde ilk sıkacakları siz olacaksınız çünkü artık ruhlarını satmış satamayacakları hiçbir şey kalmamıştır. Ben adalet istiyorum tutsaklar serbest bırakılsın idil kültür merkezi basılmasın istiyoruz. Biz Alişan gibi yeğenlerimize dolar dağıtmıyoruz, bizim öyle paralarımız yok. Biz Yavuz Bingöl’ler gibi belediyelere kapak atıp trilyonları cebimize atmadık. Bizim en fazla aldığımız 15 bin liradır. Bir konsere 15 kişi çıkarız ama fazlasına göz koymayız. Böyle bir gruba işkence yapıyorlar. Konser yasakları son bulsun istiyorum. 21. Yydeyiz konser yasaklanıyor, hakkımızda listeler çıkıyor Teksas mı burası ? İnsan mı öldürdük, katliam mı yaptık ? Biz çocuklara ücretsiz eğitim verdik buna suç dediler. İstanbul Emniyeti çocuk orkestramıza gelen aileleri aradı. Bu düzen çocuklarımıza ne veriyor? Biz çocuklarımızı kurtarmak istiyoruz onlar neler yapıyorlar” dedi.

Sözünü kesen mahkeme heyetine, “Bunlar son bulsun istiyoruz. Hakkımızda fezleke hazırlayanlar bunlar işte, neden sözümüzü kesiyorsunuz neden duymuyorsunuz” diyen Gökçek şöyle devam etti: “Bugün 14 Şubat benim evlilik yıldönümüm, eşimle yargılanıyordum dosyayı ayırdılar gelseydi bugün görmüş olurdum. Dışarıda olsak belki bir balık ekmek yemek kısmet olurdu ama olmadı. İddianameyi incelemek mümkün olmadı bu yüzden esas savunmam için ek süre talep ediyorum.

Gökçek devamla; Ben ölmeyi değil yaşamayı istiyorum. Bas gitarımı çalmak, arkadaşlarımın yanına gitmek istiyorum. Gizli tanıklar son bulsun. Bizler sanatımızı yapalım. Bizim sanatımızın karşısına ağır silahlarla çıkılmasın. Sanatımızın karşısına sanat koyamayanlar ağır silahlarla karşımıza çıkıyorlar. Pir sultan ruhi su Yılmaz Güney yaşıyor hepsi zamanında ki iktidarlardan hakimlerden çok çektiler. Şimdi biz de çekiyoruz. Çektirmeyin. Çünkü şimdi onları dinliyor herkes. Grup Yorum bugünün Pir Sultan’ıdır. Biz onlardan güç alıyoruz başka bir şey değil. Bizim katilimiz olmayın. Kimsenin ölümüne izin vermeyin yaşatın. Bu adaletsizliğe boyun eğemeyiz. Eğer düşmansanız bize sizler için bile direniyoruz biz. Sizden öncekilerin yaşadığı adaletsizlikleri yaşamayın dedi. 

Savunmalara Emel Yeşilırmak ile devam edildi. Yeşilırmak savunmasında şunları söyledi;

"Bedenlerini ölümlere yatıran sanatçılar selam olsun. Bugün sanatçılar direniyor. Soma’da 304 madenci yaşamını yitirdi. Oradan sağ çıkanlar bizi arayıp etkinliğe davet ettiler. Bizler Manisa’ya gidip emekçinin türküsünü söyledik. Bu etkinlikten sonra hakkımızda yakalama kararı çıkartıldı. Gittiğim kurslar yarım kaldı. Ben başıma ödül konulduğunu öğrendim. Hak mücadelesine destek olmanın neresi suç? Ablam Gülçin Sönmez ya teslim olacağım ya öldürüleceğim konusunda tehdit aldı. Terör listelerinde fotoğraflarım yayınladı. Katledilmemize zemin hazırlandı. Mahkeme de suçlu bulundum tutuklandım . Okmeydanı’nda buraya gelmem 10 defa vurulmam demek. Uyduruk bu liste her şeyden değerli olcak ki savcı bu bir mesaj diyerek sorgusuz sualsiz tutukluyum. Bizi canımızla tehdit ettiler. Ama halkımız bizi sahiplendi. Yaşananları unutmayacağız. İddianameye arşiv kaydı koymuşsunuz benim dosyam hak talepleridir. Savcı dosyayı kabarık göstermek için her dosyayı iki kere yazmıştır. Bana gülümseyerek 1 Mayıs a katıldım diye 5 yıl ceza verdiniz . İddianamemde yasal tavır dergisi var, kitap fuarında bile karşınıza çıkmıştır. Yasa dışı değil. Grup Yorum bugün konser sahnesinde değil direniş sahnesinde. Eriyen bedenlere tanık olanların gözü bizim üzerimizde. Bir suçum yok, tahliyemizi talep ediyoruz."

Savunma mahkeme heyetinin soruları ile devam ederken avukatlar heyetin sorgu yapmasına itiraz etti. 2 avukat sözlü uyarı aldı. Yeşilırmak ise susma hakkını kullandı.

Savunmalara Ümit İlter ile devam etti. 

İlter, İbrahim kemik yığını, mahkemeyi gerginleştirmeyelim diyerek mahkeme heyetine karşı çıktı.

İlter, “Sıkı yönetim mahkemeleri gördük, müptezel Zekeriya Öz’ü gördük şimdi de sizi gördük. Halkın hak ve özgürlüklerini ezdirmeyeceğiz, onları biz kazandık. Biz kazandıklarımızın bedellerini ödedik. Hak ve özgürlükleri halk önce kanı ile tarihe yazar. Ondan sonra bunları para ile yasalara mecburen yazarlar ama asla gerçek anlamda uygulanmaz. Ve dahası ilk fırsatta ortadan kaldırılmak isteniyorlar. Halkın hak ve özgürlükleri yok edilmeye çalışılıyor. Hukuksuzluğa mahkum edilen halka adaletsizlik dağıtılıyor. Tarih halkın asla çaresiz kalmadığını anlatıp işte bakın adil yargılanma hakkına sahip çıkmazsanız bir Mustafa Koçak çıkar ve canı ile bu hakkı ister. 221 gündür ölüm orucunda ve 20 kilo. Siz ölüm orucunda olan bir insanı gördünüz mü ?” diye mahkeme heyetine soru sordu.

Mahkeme heyeti ise Ümit İlter’in sözünü kesti. İlter’in avukatı duruma itiraz ederek anlatılan konuların tahliyesine ilişkin olduğunu söyledi.

İlter tartışmanın ardından sözlerine devam şöyle devam etti:Ben Grup Yorum’a söz yazarım. Cumhurbaşkanı Erdoğan bazen söylüyor bizim sözlerimizi. Bazen telif hakkına ilişkin dava mı açsak diye düşünürüz. Bizim avukatlarımız nerede ? Bunu sormak istiyorum çünkü savunma makamı saldırı altında. Yargıyı yönetenleri televizyondan istiyoruz. Buna dur diyen devrimci avukatlar bizim yan hücremizde kalıyorlar. Tarih, savunma makamının hapsedildiği yerde tutsak alınanlar hak ve özgürlüktür der. Bize çaresiz diyorlar. Hak aramanın bütün yolları tükendi mi ? Halka çaresizsiniz diyorlar, bütün mücadele araçlarınızı aldık diyorlar. Direnenler teslim olmaz. Avukatlarımız direniyorlar, teslim olmadılar. Direnme hakkını kuşanan bir halk asla çaresiz değildir. Avukatlarımızın yokluğunu hissetmiyoruz, onların müvekkili olmaktan gurur duyuyoruz.

Benim arkamda Trump yok, ben bir devrimciyim. Bizim adımız Zindaşti değil arkamızda Burhan Kuzu yok. Bizim arkamızda halk var. Mücadele bedelsiz olmaz. Halkımızın mutlu günleri için bir katkı da bizden olacaksa geçen gün ömürdendir. Savunma için bize süre verilmedi. 1000 sayfadan fazla dosyayı 3 saatte incelemek mümkün mü sizce ? Adaleti tesis edeceğinize dair güven duymuyorum. Bu nedenle heyetinizi reddediyor tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum. dedi. 

Avukatların mahkeme salonundan polislerin çıkartılması talebinde bulundu


Caferi Sadık Eroğlu tahliyeye ilişkin beyanda bulundu.

Erdoğdu savunmasını daha sonra yapacağını belirterek dosyanın tamamına ulaşamadığını belirtti.

Yaklaşık 1 yıldır tutuklu olduğunu hatırlatan Eroğlu, “İki itirafçı beyanları ile tutuklandım. Hakkımda iddialara yönelik bir delil yoktur, olamaz. Ceza yargılama oyunlarına son verilmelidir. Somut bilimsel delillere dayalı olarak açık bir yargılama istiyorum. İnsanlar adil yargılama için bedenlerini ölüme yatırmışlar. Biz adil yargılama istiyoruz” dedi

Her ay tutukluluğun gözden geçirilmesi ve devamına ilişkin karar tebliğ edildiğini belirten Erdoğlu, “Dayanaktan yoksun bir temele dayanıyor bu yargılama. Tutukluluğum süresince deliller toplanamamış. Zaten toplanamaz delil yok. Bu delilleri bulması gerekenler sizlersiniz herhalde. Beni ya da burada ki insanları cezaevinde tutmak için delil olması gerekir. Kozmik odada yakalandığım söylendi, kendimi korumam suç değil haktır. İdil Kültür Merkezi’ne gidip gelmek suç değildir. Ben daha önce defalarca tutuklandım bir kısmından beraat ettim. Tutuklu olduğum sürede ülkemize bakarsak devrimci olmak gerektiği nettir. Hakkımda olan iddiaları reddediyorum. Ben yoksul bir mahallede yaşıyorum, evimin 100 Mt ilerisinde karakol vardır, ben belediye otobüsü metro kullanırım. Adalet istiyorum. Heyetinizin adil yargılama ilkelerini yerine getireceğine dair şüpheler taşıyorum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.

Barış Yüksel’de tahliyesine ilişkin söz aldı. Yüksel, “İddianemeye bakıp bakıp suçum ne diye sordum kendime. Suçum kısaca insan olmak. Ben adaletsizliklerin diz boyu olduğu bir yerde çevreme yaşananlara kayıtsız kalamadım. Ben ODTÜ mezunuyum. Ben mühendisliğin tanımına uygun işlerimi yaptım. Biz Halkın Mühendis Mimarları olarak halkımız için çalışmalar yaptık. Biz halkla beraber gıda bahçeleri kurduk. Sakat kalan arkadaşlarımıza yürüteç yaptık. Projelerimiz halk deryasının görünen kısmı. Bu projeler bir çok belediye ve Akp’li belediyeler de dahil hayata geçiriliyor. Suçum halk için mühendislik yapmamdır” dedi.

Yüksel, Halkın Mühendis Mimarları olarak yaptıklarının son olmadığını belirterek bu güne kadar yaptıkları çalışmaları anlattı.

Yüksel tahliyesine ilişkin beyanına şöyle devam etti:

“Ben aynı zamanda bir müzisyenim. Ben Yorum’un bir üyesi olarak bateri çalıyorum. Biz yaptığımız şarklılarda halkın acısının sebebini anlattık. Suçum budur. Ben gözaltına alınmadan önce İdil Kültür Merkezi’nde bulunuyordum. Ne diyelim alın kırın, bizi öldürün mü diyelim. Gizlenmek, enstrümanları saklamak suç olamaz. Suçumuz canımızı korumak istememizdir. Ben 190 gün açlık grevi yaptım. İbrahim ve Helin bedenlerini açlığa yatırdı. Bunca adaletsizliğe karşı ölümü göze alarak direnmeye devam ediyoruzi” diyerek tahliyesini ve beraatini talep etti.

Avukatlar mahkeme salonunda oturan polislerin çıkartılmasını talep etti. Mahkeme heyeti talebi güvenlik gerekçesi ile reddetti.

Tutuksuz yargılanan Betül Varan adli kontrole ilişkin beyanda bulundu.
Hakkında verilen adli kontrolün kaldırılmasını ve beraatini talep eden Varan Grup Yorum üyelerinin de tahliyesini istedi.

Ölüm orucunda olan İbrahim Gökçek ile ilgili Hüseyin Boğatekin tahliye taleplerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Boğatekin, “Bizim hakimi reddi meselemiz ve polislerin salondan çıkartılma talebimiz var. Siz güvenlik tedbiri kararınızda örgütlü suç dediniz. Sanıklardan birinden tehlike göreceğinizi söylemek bile sorun. Yargıçların tarafsız olması yetmez.

Mahkemeniz davanın reddi açısından değerlendirme yapması gerekiyor. Gökçek için 2 ayrı yargılama yapılıyor. Zaten silahlı örgüte üye olmadan yargılanıyor. Gökçek açısından en kısa süresinde dosyaların birleştirilmesi gerekir. Siz basit bir basın açıklamasına katılmışsanız artık ötekisiniz. Nerede kaldı masumiyet ilkesi?” ifadelerine yer verdi.

Boğatekin, müvekkili Gökçek’in sağlık durumunun dikkate alınarak tahliyesini talep etti.

Boğatekin’in ardından Sinan Zincir söz aldı. Zincir, Selahattin Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu, Sırrı Süreyya Önder, Atilla Taş gibi isimlerin neden aynı mahkeme de yarılandığını mahkeme heyetine sordu.

Zincir, Grup Yorum’un her koşula rağmen dışarıda sanat yaptığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Velev ki iftiracı beyanları doğru olsun. Ne fark eder ? Bu beyanlar başkaca delillerle desteklenmiyorsa silahlı terör örgütüne bağlayamazsınız. Ama sizin mahkemeniz bağlayacak” dedi.

Zincir’in ardından konuşan Muharrem Erdoğan ise şu sözlere yer verdi: “İtirafçılarla insanları tutukluyorsunuz. Sözde sorgulama yapıyoruz ama ne avukatlar ne sanıklar bütün bunların yalan olduğunu ispat edelim sizin için bir önemi olmuyor. Bu dosya kapsamında 2 gizli tanık var. İkisi de daha önce beyanları baskı ve işkende altında ifade verdiklerini söylediler. Bu insanın beyanı ile insanlar ceza aldı. Utanmayıp dosyaya yeniden koymuşuz. Bir itirafçı ile 200-300 kişi tutuklanıyor ama aynı itirafçı şu polisler savcılar işkence ile ifademi aldı dediği zaman soruşturma açılmıyor. Bu beyanların dosyadan çıkartılmasını talep ediyorum.”

Mahkeme avukat savunmaları ile devam ediyor.

Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE