SON DAKİKA

Kabahatin çoğu bizim canım kardeşim – Ercan Ayrancı yazdı

Bu haber 14 Ağustos 2019 - 14:45 'de eklendi.

“Uzasa işi karıştıracaktık, böyle kapattık iyi oldu”

Türk-iş Genel Başkanı Ergün Atalay iktidarın düşük zam teklifine evet demesini Çalışma Bakanı Selçuk’a sessizce açıklarken mikrofonunu kapattı ama hemen önünde duran televizyonların açık mikrofonlarını unuttu. Atalay’ın sessizce ve mikrofonunu kapatarak sarf ettiği sözleri aslında gerçek açıklaması idi: Uzasa işi karıştıracaktık, böyle kapattık iyi oldu

Atalay’ın bu sözlerinin sosyal medyada yayılmasının ardından hemen her cepheden “ihanet etti” haykırışları yükselmeye başladı.

İhanet etti diyenlerin bir çoğu da işçi sınıfı içerisinde çalışma yürüten ve emeğin haklarını savunmak için emek harcayan sendikacı ve işçi önderi arkadaşlarımız.

Bana öyle geliyor ki bu arkadaşlar ya Atalay’dan böyle bir “ihanet” beklemiyorlardı, yada çok iyimser davranarak TÜRK-İŞ Genel Başkanı’nın bir önceki genel grevi ima eden açıklamalarına çok fazla inanmışlardı.

Samimi olmakta fayda var, “ihanet” senden olan tarafından gerçekleştirilen bir eylemdir. Yanında olan, seninle birlikte yürüyen kişi veya kurum artık bunu yapmaktan vazgeçer ve yoluna engel çıkaracak hamleler yapar ise buna “ihanet” denir.

Sorayım, sahi Atalay ne zaman bizden olmuştu? TÜRK-İŞ ne zaman işçi sınıfı adına gerçekten mücadele yürüttü?

En çok bu konuda DİSK yöneticilerine ve sınıf çalışması yürüten, işçi sınıfının kurtuluşu için emek harcayan kurumlara sormak isterim, ihanet edenin attığı imzayı kabul etmeyip bir eylem planı çıkaracak mısınız? Yoksa ‘TÜRK-İŞ işçiyi sattı’ diyerek sadece olup biteni izleyecek misiniz?

TÜRK-İŞ ve Hükümet yetkililerinin karşılıklı imzaladığı protokol aslında derinleşen ekonomik krizin faturasının işçilere emekçilere kesilmesinden başka bir şey değil. Bu tespiti hemen herkes yapabiliyor. Öyle ki daha yeni arkamızda bıraktığımız TÜPRAŞ sözleşmesi sırasında yaşananlar ve bunlarla direkt bağlantılı olarak önümüzdeki süreçte gerçekleşecek olan MESS grup sözleşmelerinde yaşanacak olanlar da aşikar.

Bence TÜRK-İŞ ve başkanının bu kadar rahat olması ve hiç çekinmeden “ihanet” edebilmesinin tek sebebi aslında sosyalistlerin ve devrimci işçi önderi sendikacıların işçi sınıfı içerisinde henüz yeterince örgütlü olamamasından kaynaklanıyor. Başlıktaki “biz” hem işçi sınıfının kurtuluşu için mücadele yürüten sosyalistler hem de ilerici öncü sendikacılardır. Henüz hiç birimiz Atalay’a ve hükümete o imza bizi temsil etmiyor ve kabul etmiyoruz diyecek kadar işçi sınıfı içerisinde örgütlenebilmiş değiliz maalesef.

Bu konuda Tez-Koop-İş Genç Emek Dergisi Editörü, Akademisyen Hakan Koçak’ın bir çağrısı var ve bence değerlidir, desteklenmeli ve hayata geçirilmelidir. ” Gelin tüm mücadeleci sendikal yapılar, sol yapılar sahici bir dayanışma platformu kuralım, işletelim”

Şöyle diyor Koçak: Mesela Türk-İş başkanına çok kızdıysanız, kabul edilemez buluyorsanız işte fırsat: önümüzde MESS grup sözleşmeleri var. Gelin tüm mücadeleci sendikal yapılar, sol yapılar sahici bir dayanışma platformu kuralım, işletelim deseniz karşılık bulmaz. herkes kendi statükosuna mahkum…

Ercan Ayrancı
Ercan Ayrancıercanayranci@gazetefersude.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.