GÜNCEL

Yaşatmayan bizler o kadar kötü öldürüyoruz ki - Yasemin Akkaya yazdı

Aslında mesele sadece kabullenmek mi yoksa farklı olana tahammülsüzlük mü? Psikolojik Röportajlar Projesiyle çok fazla kişiyle röportaj yaptım. Birçok meslekten ve aynı zamanda farklı yönelim, fa...

Yaşatmayan bizler o kadar kötü öldürüyoruz ki - Yasemin Akkaya yazdı
9 Toplam Gösterim

Aslında mesele sadece kabullenmek mi yoksa farklı olana tahammülsüzlük mü?

Psikolojik Röportajlar Projesiyle çok fazla kişiyle röportaj yaptım. Birçok meslekten ve aynı zamanda farklı yönelim, farklı ırk, farklı dinden insanlarla da yaptım ve anladım ki eşcinsellerin en derin yarası " anlaşılmamak ".

Yaptığım kişilerden bir tanesi tanıdıktı. Bu kişi bir eşcinseldi. Renkli dünyası vardı, kimseye bulaşmaz ama hakkını araması gereken yerlerde arardı. Güçlüydü ve sabırlıydı. En kötü zamanında bile enerjisi hep iyiydi herkese mutluluk dağıtırdı.

Ama bazı şeyler hesapladığı gibi olamadı.

Dayanamadı, gücü yetmedi, başaramadı ve intihar etti. Şimdi diyeceksiniz ki bu onun suçu.
Haklısınız, zayıf olmak insanın size göre kendi suçudur, ama ya o duruma getirenler? Esas mesele bence burası.

Onunla konuştuğumda anlattıkları her şeyin özeti niteliğindeydi: Ben eşcinsel olarak doğdum, bu asla benim tercihim olmadı. Kim acı çekmeyi, kim dışlanmayı tercih eder ki? Ailem beni kabul etmedi, iş yerinde alay ettiler, sokakta gezerken arkamdaki alaycı gülüş sesleri hep kulağımda.

Bedenimi satmadım ilk başlarda, ise girdim paramı kazanmak için 10 saat çalışıp günün sonunda 30 TL aldım, tam işten çıkarken patron yakınlaştı ve bana sarkıntılık yaparak "istersen paranı artırabilirim, bu gece benimle ol yeter" dedi. Kabul etmedim bunu hiç yaşanmamış sayalım dedim. Haliyle işten çıkarıldım. Kaç gün iş aradım bulamadım. Bulduklarımda da bir kaç gün çalıştım durum aynıydı, ya alay ettiler ya çirkin teklifler geldi. Hâlbuki hayatım boyunca hiç bir erkekle beraber olmadım ben, hiç kimse bana dokunmadı ve cinsel yaşantım olmadı.

Ailemle kavga ettikten sonra evden ayrıldım artık dayanmak mümkün değildi. Babam adeta beni silmişti. Arkadaşıma taşındım. Aslında hayatımı o gün bitirdim ben. Param yoktu. Hep dışlanan bir insandım. Arkadaşımın vasıtasıyla seks işçisi oldum. O gün gerçekten dışladıkları insan oldum. Ama o güne kadar kim yardım etti bana? Kim elimden tuttu? Kim kapımı çaldı? Babam evden kovdu, patron dediklerim adam sandıklarım çirkin teklifler etti, dost bildiklerim alay edip terk ettiler, seviyor sandıklarım sadece kullanmak istediler. Beni uçuruma atıp neden uçurumun kenarındasın dediler.

Bedenimi ilk sattığım gün değiştim duygum azaldı. İyi niyetimi sokağa çıktığımda alay edenleri gördüğüm zaman dönüp hakaret ettim, defalarca karakolluk oldum. Ailemin haberi vardı artık ama kapılarını yine bana açmadılar. Bir kişi bile beni kurtarmak istemedi. Bir kişi bile iş vermek istemedi. Oysa çok basitti. Temiz sayfa açacaktım, iş bulup çalışacaktım. Ama olmadı izin vermediler. Beni seks işçisi yapan insanların bu yaklaşımı oldu. Seks işçisi olmamın nedeni ailemin bana karşı yaklaşımı oldu. Dostlarımın, dost sandıklarımın ilgisizliği benim seks işçisi olmamın nedeni. Benimle alay eden kim varsa günahımın her zerresine ortaklar.

Gücüm kalmadı. Aynaya bakamıyorum, sürekli yaşlı adamların bedenleri, hakaret dolu sözlerle bedenime dokunanlar ve bitmek bilmeyen alaylar. Pes etmek üzereyim, yoruldum."

Yaklaşık bir saat konuştuk onunla. Yardım etmek istediğimi söyledim. Gülümsedi “ buluşuruz yine dedi” ama buluşamadık bir daha. Bu onunla ilk ve son buluşmamız oldu. 2 gün sonra evinde ölü olarak bulundu. İntihar etmiş. Güçlü kalmaya çalışırken yorgun düşmüş. Dediği gibi artık “gücü kalmamış”
Sonrasında çok konuşuldu. İntihar, suçlu tartışmaları çok yapıldı. Daha önce de çok yapılmıştı.Peki gerçekten de bu intiharın ve daha öncekilerin ve daha sonrakilerin suçlusu kim? Gücünü yitirip dört elle sarıldığı hayatına son veren mi? Bütün yaşam alanlarında hakim ideolojiye uymadığı için, bize o kötüdür dedikleri için evet sadece dedikleri için kötü olarak gördüklerimiz mi suçlu? Yoksa bütün bu yalanlara inanıp bir yaşamı bile onlardan esirgemeyi kendinde gören bizler mi suçluyuz?
Kendinizde bir hak görerek değil, onların da islerle eşit bir yaşama, eşit haklara sahip olduklarını bilin ve onları intihara sürükleyen yolun kaldırım taşlarını koyanlardan olmayın.
Çok mu kendinizi karar verici olarak görüyorsunuz. O zaman bırakın yaşasınlar, bırakın nefes alsınlar…

Haber Yanı Reklam
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE